seher yeli eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
kopup dallarından toprak olmadalar her gün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe
aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte
bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
gezecek, bizim toprağın yeşilliğince
ÖMER HAYYAM
"YÜKSEK VE SARP BİR KAYALIKTA, ANCAK İKİ AYAĞIMIN SIĞABİLECEĞİ, DAR BİR ÇIKINTIDA, DÖRT BİR YANIM UÇURUMLAR, OKYANUSLAR, SONSUZ BİR GECE, SONSUZ BİR YALNIZLIK VE HİÇ BİTMEYECEK BİR FIRTINAYLA SARILMIŞ DURUMDA YAŞAMAK ZORUNDA OLSAM VE BÜTÜN ÖMRÜMCE, BİN YIL BOYUNCA, HATTA SONSUZA KADAR O BİR KARIŞ TOPRAKTA DURMAM DA GEREKSE O ŞEKİLDE YAŞAMAK, ŞU ANDA BİR YARIM SAAT İÇİNDE ÖLECEK OLMAKTAN ÇOK DAHA İYİDİR. YETERKİ YAŞASINDI, SIRF YAŞASIN! NASIL OLURSA OLSUN, AMA YETERKİ YAŞASIN!"
2 Temmuz 2020 Perşembe
21 Haziran 2020 Pazar
Ağlamakla İnlemekle Ömrüm Gelip Geçiyor
20-21 Haziran 2020
Belki de hayat yolculuğumda bir dönüm noktası.
Zor geçen iki gün.
Bir imtihan...
Bir zorlanma...
Bir çaresizlik...
Herkesin yaşadığı bir hayat var.
Birbirinden çok farklı ve bir o kadar da birbirine benzer.
Herkesin bir başka çilesi ve başka başka yol ayrımları var.
Aslında böyle zamanlarda imtihan olduğu o kadar bariz şekilde belli oluyor ki!
Keşke diyorsun bazen kendi kendine.
Bir şeyleri değiştirebilme gücüm olsaydı.
Bazen Tanrı olmaya niyetleniyor insanoğlu, istemeden de olsa.
Birşeyleri değiştirebilmek ve düzeltebilmek adına.
Bilemiyoruz herşeyi, bilemeyeceğiz de.
İgnoramus et ignorabimus.
Bilimin de özeti bu değil mi aslında?
Bu blogumda aslında bir hayatın özeti olacak ilerleyen zamanlarda.
Kimler okuyacak daha ilerleyen zamanda,
Kimler okuyup hayıflanacak, neler düşünecek kim bilir.
Belki oğlum okuyacak, belki de kızım.
Kim bilir belki de torunlarım.
Geleceğe bir iz bırakabilecek miyim bu şekilde bilemem.
Belirsiz bir hayatın yüzleri karanlık oyuncuları değil miyiz?
Kim bilir belki de kimsenin umrunda bile olmayacak.
İnternetin karanlık dehlizlerinde yok olup gidecek bu birkaç sayfalık gariban blog, hayat özeti, anılar, iç çekişler, yaşananlar, keşkeler, ahlar, vahlar, acılar, hüzünler, kederler, sevinçler, mutluluklar....
Aslında herşey belkide anonim bir yazıda bahsedildiği kadar basittir de ben komplike olarak algılıyorumdur. Bu da ihtimal dahilinde.
“Hiçbir şey için ‘benimdir’ deme. Sadece de ki, ‘yanımdadır.’ Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder, daima seninle kalmaz.” Mevlana
16 Haziran 2020 Salı
AKIP GİDEN YILLAR
Nasıl da akıp gittiniz yıllar?
Sanki bir göz açıp kapar gibi
Dön desem dönmezsiniz yıllar
Sanki polisten kaçan suçlu gibi.
Zaman tatsız bir zehir gibi iliklerimizde
Yavaş yavaş eritip bitiriyor hepimizi
Sonra bir bakmışsın ki aynaya
Saçlarında kar, suratında derin çizgiler
Acımasız bir gardiyandır zaman
Sabırlı ve bir o kadar tutarlı.
Ne zaman sabah olmuş ne zaman akşam
Bir de bakmışsın ecel gelivermiş
Sen daha ne olduğunu anlamadan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)