Vakit varken tomurcukları topla.
Zaman hâlâ uçup gidiyor,
Ve bugün gülümseyen bu çiçek,
Yarın ölüyor olabilir...
"YÜKSEK VE SARP BİR KAYALIKTA, ANCAK İKİ AYAĞIMIN SIĞABİLECEĞİ, DAR BİR ÇIKINTIDA, DÖRT BİR YANIM UÇURUMLAR, OKYANUSLAR, SONSUZ BİR GECE, SONSUZ BİR YALNIZLIK VE HİÇ BİTMEYECEK BİR FIRTINAYLA SARILMIŞ DURUMDA YAŞAMAK ZORUNDA OLSAM VE BÜTÜN ÖMRÜMCE, BİN YIL BOYUNCA, HATTA SONSUZA KADAR O BİR KARIŞ TOPRAKTA DURMAM DA GEREKSE O ŞEKİLDE YAŞAMAK, ŞU ANDA BİR YARIM SAAT İÇİNDE ÖLECEK OLMAKTAN ÇOK DAHA İYİDİR. YETERKİ YAŞASINDI, SIRF YAŞASIN! NASIL OLURSA OLSUN, AMA YETERKİ YAŞASIN!"
Vakit varken tomurcukları topla.
Zaman hâlâ uçup gidiyor,
Ve bugün gülümseyen bu çiçek,
Yarın ölüyor olabilir...
Ağlayan balık gibiyim akıp giden hayatın içinde.
Ne gözyaşımı gören oldu bu zamana kadar,
Ne de derdin nedir diye bir soran.
İşi düşenin aklına gelen biriyim, o kadar
Sitemim kimseye değil, sadece Yaradana
Etrafım kalabalıklarla doluyken,
Nedir bu benim yalnızlığım?
Nedir bu dinmez hüznüm, bitmez kederim?
Bu mudur benim hayattaki lanetim?
Bir garip diyarda karanlıklar içinde,
Yalnız bir yolcuyum.
Ne bir iz soracak kimse var ne de yol
Issız bir diyarın garip yolcusuyum.
İnsan yalnız doğar,
Yalnız yaşar ve en nihayetinde
Yalnız ölür.
Aslında bildiğim
Ama pek de umursadığım bir şey değildi bu.
Ama zamanın tozları serpildikçe üstüme,
Daha iyi tecrübe eder oldum bunu.
Gariptir insanoğlu,
Bir bilinmezde yaşar gider de anlayamaz,
Nereden gelip te nereye gittiğini
Bir umarsız koşturmaca içinde gelir ve de
Yine aynı şekilde göçer gider bu dünyadan.
Ne yaşadığını anlar, ne yaşamadığını...
Keşkelerle pişmanlıkların sırt sırta verdiği bir yolda gelip geçer ansızın.
Bir değişik yalnızdır insanoğlu.
Ne hayvanın dilinden anlar ne doğanın
Yanında duran kendi cinsini bile anlayamaz ki heyhât
Bir garip karmaşadadır insanoğlu...
Dünyaya gözünü açınca başlar aslında herşey.
Dört bir yanını telâşe sarar bir anda insanın.
Hep bir şeylere, bir yerlere yetişmek zorundadır.
Sanır ki "o" olmasa olmayacaktır hiçbir şey.
Varlığı olmasa birşeyler eksik kalacaktır zanneder.
Hâlbuki bilmez ki bu kervanın başı değildir.
Bir garip yolcusudur sadece.
Ne kervana yön verebilir, ne de durdurabilir.
Sadece hiç bir şey yapamadan izleyebilir.
Anlatamıyorum...
Bilemiyorum nerede yanlış yapıyorum.
Herşey, her çaba boşa gidiyor.
Elden gelen bir şey yok.
Anlaşılamamak kadar kötü bir şey yok sanırım.
İnsanın lafı sözü değil icraatı görülmelidir derler.
Ama hep lafım sözüm görülür ne hikmetse.
İcraatımı kimse görmez, Yaradan dışında...
Bu çabalar ne için, kimin için?
Bunu anlatamamak çok zor...
Yüreğimi yoruyor, benliğimi yoruyor.
Ruhumda çıkmayan bir ökse gibi yapışıp kalıyor.
Keşke beni bir anlayan olsaydı...
Blogumdan geleceğe bir iz kalacak bu yazılar.
Okuyan kim bilir neler düşünecek, neler hissedecek.
Keşke kalbimi yarıp gösterebilseydim.
Belki o zaman bana inanırlardı.
Olsun gene sıkıntı yok.
Allah biliyor ya...
Gerisi teferruat.