23 Aralık 2016 Cuma

SARIKAMIŞ'TAN SESLENİŞ

Doksan bin asker, yazlık kıyafetler.
Sıcaklık -20 derecelerde.
Her tarafta ölüm...
Soğukla beraber kolkola devriye geziyor.
Tüfeği sırtında donan askerimiz,
"Geri döneni vururum" diyen komutanımız.
Başka bir acıdır Sarıkamış!

Türküler susar, ağıtlar başlar.
Bir başka acıdır Sarıkamış!

Metal soğuktur ezelden beri.
Hava soğudukça metal daha da soğur, can acıtır.
Eline yapışır o tüfeğin acı soğuğu
Aldığın nefes hançer gibi,
Ciğerlerini en ince noktasına kadar parçalar.
Sanki çelikten bir testeredir soğuk...
Nefes alıp verdikçe ince ince rendeler ciğerini
Bastığın yer toprak değil, beyaz ölümdür!
Arkana dönsen arkanı göremezsin,
Önüne baksan önün görünmez!
Karanlık bir yolda kör yürüyüşüdür Sarıkamış!

Nereye gittiğini bilirsin bilmesine
Ama bilemediğin şey, oraya varma ihtimalindir
Kurtların bile ininden çıkmadığı bir tipide,
Yazlık kıyafetle yürümektir Sarıkamış!

Vatan uğruna "Ya Allah" nidalarının
Beyaza boğulduğu yerdir Sarıkamış!

Dermanın kesilir, ayakların buz keser
Tüfeğin sanki öksüz bir çocuk gibidir,
Yapıştıkça elini bırakmak istemez.
Sonra bir ılıklık hissedersin içinde bir yerde,
Yavaş yavaş dağılır bedeninin her yerine,
Gözlerin ağırlaşır gitgide...
Sesleri bile duymaz olursun.
Beyazın beyaza karışıp,
Şehitlerle, meleklerle harmanlandığı yerdir Sarıkamış!
Hakka yürüyen ecdanın ayak sesleridir Sarıkamış!