5 Nisan 2009 Pazar

ÖLÜME DAİR-III

Daha henüz hayatın, yaşamanın ve bilumum güzellikleri yada acıların, çilelerin tecrübelerini demleyememişken çaydanlığımda; şimdi gariptir ki ölüme dair şeyler düşünmekteyim ve de bir yandan da karalamaktayım. Nerdedir gizemi bu hayatın? Nerdedir sırrı bu garip hayatın?
Ve yine nerde bulunur gizemi bu kahpe hayatın? İyiler bir bir giderken hakiki alemdeki istirahatgahlarına, bizler kalıyoruz sırf burada, sanki çile doldururcasına...
Garip olan da bu ya... Şimdi gene matrix filminden bana çağrışımlar gelecek(birazda aptalcasına sanki). Hani Trinity der ya Neo'ya , ilk filmin ortalarında bir yerde. Aynen şöyle seslenir:
-Neo! İstersen gitmekte özgürsün. Ama sokağın sonunun nereye vardığını sen de biliyorsun.

Filmin bir diğer sahnesinde Neo ile Trinity arasında şuna benzer bir diyalog geçer:
-Trinity ha. O sensin demek. Hani şu hedehödö veritabanını kıran Trinity?
-O çok geride kaldı. Şimdi daha önemli bir sorun var.

Morpheus da benzer şekilde Neo'nun yolunu bulmasına yardımcı olur. İlk karşılaşmalarında aralarında geçen diyalog şuna benzer şekilde sirayet eder:

-Neo. Çok uzun zamandır seni aradım. Ama artık sonunda bulduğuma inanıyorum.
-Nasıl yani?
-Matrix ilk kurulduğunda kodları görebilen ve bağımsızca hareket edebilen bir vardı. Hepimizi o kurtardı. Efsaneye göre O bir gün mutlaka geri dönecekti. ve ben onu buldum. O, sensin Neo.
-Matrix nedir?
-Kimse tam olarak Matrix'i anlatamaz. Bunu yaşamak gerekir. Yıllardır kendi kendine sorduğun bir soru vardı Neo. Bir şeylerin ters gittiğini hep biliyordun. Ama bir türlü nasıl böyle olduğunu asla açıklayamıyordun. İşte sana fırsat Neo. Mavi hapı seçersen hiçbirşey olmamış gibi yatağında uyanırsın ve artık her neye inanmak istiyorsan ona inanırsın. Kırmızı hapı seçersen sana sadece ve sadece gerçekleri gösterebilirim. Ve tavşan deliğinin aslında nerelere uzandığını görürsün Neo. Seçim senin.


İşte böyle ya dostlar. Film bile olsa Neo gerçeğe bir adım yaklaşmıştır. Peki ya şimdi neden sanal alemde MATRİXX nickini kullandığımı umarım anlamışsınızdır. Bİr bilinmeyenin içinde her bir insanoğlu gibi dolanmaktayım. Dİğer insanlardan kendime göre hissedebildiğim en önemli fark "Bu işte bir gariplik olduğu" dur. Bu farklılıkta yüzmekteyim bilinmezlikler denizinde ama bir türlü içinde olduğu paradokstan çıkamamaktayım.Nedir mi içinde bulunduğum bu paradoks? Hani şu sizin dünya dediğiniz, hayat dediğiniz şey var ya işte odur benim içinde olupta çabalayıp çabalayıp bir türlü çıkamadığım, öze varamadığım paradoks...