6 Nisan 2009 Pazartesi

KONFÜÇYÜSDEN KISSADAN HİSSE...

Badsector'ün blogunda yer alan ve oldukça hoşuma giden bir anekdottur kendileri efendim. Hayatta hangi kavramların doğru, hangi kavramların yanlışlığı ancak bu denli güzel bir dille anlatılabilirdi. Doğru yada yanlış dediklerimiz, acaba gerçekten doğru mu yada yanlışmı? doruluk ve yanlışlıkta objektiflik dedikleri şey bu olsa gerektir...

Konfüçyüs, Hükümdar'ın isteği üzerine bir süre için şehrin yönetiminde olmayı kabul etti. Yedi gün izledi. Yedinci gün yüksek memur Sao-Çeng'i idam ettirdi, cesedin üç gün açıkta kalmasını emretti.Öğrencileri çok şaşırdılar, yanına gittiler, sordular: "Sao-Çeng bu şehirde hatırlı ve kuvvetli bir adamdı. Şehrin yönetimini aldıktan sonra ilk işiniz onu astırmak oldu. Bu yaptığınız doğru mudur? Bildiğimiz kadarıyla bu adam haydutluk, hırsızlık yapmamıştı..."Konfüçyüs "Yaptığımın nedenlerini size açıklayayım" dedi ve anlattı:"Dünyada beş ağır suç vardır. Haydutluk ve hırsızlık bunların arasında değildir, daha sonra gelirler. Bu beş suç şunlardır: Birincisi uyumsuz ve asi bir tabiatla birlikte gözüpeklik;
İkincisi aşağı bir hayat tarzıyla birlikte inatçılık;
Üçüncüsü çenesinin kuvvetli olmasıyla birlikte yalancılık;
Dördüncüsü herkesin ayıbını, kusurunu aklında tutmakla birlikte herkesle dost geçinmek;
Beşincisi hak ve adalet duygusu olmamakla birlikte yaptığı haksızlıkları süslü ve parlak gerekçeler arkasına gizlemek...Sao-Çeng'de bunlarin beşi de vardı. Nereye gitse taraftar topluyor, hizipler yaratabiliyordu; aldatıcı fikirlerini parlak konuşmaların arkasına gizleyebiliyordu; zulmüyle adaleti tersine çevirebiliyordu.Bunlar birleştiği zaman ortaya çok güçlü bir kötülük çıkar. Ben de şehir halkı için tasalanmak yerine bu adamı idam ettirmeyi tercih ettim...

Sonuç olarak;
"Gerçek, bazen görünenden çok farklıdır.Görünenni doğru algılayıp doğru yorumlamak da bir o kadar önemlidir."