1 Temmuz 2007 Pazar

PİŞMANLIKLAR - III

Bazen insan zamanı geriye döndürebilmeyi o kadar çok istiyorki... Tıpkı benim birçok zamanlar bunu dilemem gibi. İnsan garip bir mahluk. Ne çok hata yapıyoruz biz insanoğlu. Benim gibileri ise bu hataları daha çok yapıyor. İki şeyi tutmak ne mümkündürki. Ağızdan çıkan söz ile namludan çıkan kurşun...Hangisi çok can yakarki ? Sanırım ilki daha çok can acıtır. Ağızdan çıkan söz. Yunus'un da dediği gibi değilmi ama "Söz ola kese savaşı, Söz olan kestire başı"

Ya da daha nicelerinin dediği gibi....

Dil yarası, dil yarası, Dil yarası.....

En acı yara imiş...

Dudaktan kalbe bir yol varki sevgi ve şevkattenmiş...

.....................................................

Keşkelerimin sayısı gittikçe arttı bu son zamanlarda...

Canım çok yanıyor. Boşvermişim bir kenara atmışım canımın acısını da...

Bir tek sevdiğimin canının yanmasına boşveremiyorum...

Bir tek o gülen gözlerde yaş görmeye dayanamıyorum...

Ya yinede en çok benim yüzümden o gözlerde yaşlar peyda oluyor...

Keşke zamanı geri alabilseydimde tüm pişmanlıklarımı bir anda silebilseydim....

Keşke canını acıtmasaydım bu denli hoyratca...

Keşke seni sevgilerle boğsaydımda başka duyguları yaşatmasaydım...

Keşke sana gerçekten adam gibi bir seven olabilseydim...

Babam ve Oğlum filminde Sadık'ın babasının dramı geliyor gözlerimin önüne. Sadık'ın ölüm haberi alınıpta hastaneden köye dönerlerken Baba arabayı durduruyor. İniyor aşağıya. Babadır ya o yüreği yanmazmı hiç.

Acımazmı canı ta en derinden...

"Lal olaydı dilim. Sussaydım da demeseydim. Gitme Sadık deseydim. Ayaklarına kapansaydım. Gitme Sadık. Getmeeee... Benim Yüzümden..."

Acılı baba üstünü başını parçalar. Nedenmi? Pişmanlıklarının verdiği her türlü can acısından...

Belki türlü acıların bileşkesinden...

Ama en çok da sevdiğine çektirdiği acılardan dolayı canı acıyordur. Kimbilir...

Tıpkı benim gibi...