12 Kasım 2006 Pazar

GİDENLERE...



























Her bir kişi gittiğinde bu dünyadan neden bilmiyorum içim garip oluyor.Anlamsız bir keder kaplıyor içimi. Gideni tanımam , tanımamam yadsa sevip sevmemem bu noktada pek mühim değil. Mühim olan "gidenin gitmiş olması" sanırım. En son Karaoğlan namı ile Bülent Ecevitin gidişine tanık olduk hep birlikte. Bir devre imzasını atmış bir siyaset adamını yolladık. Bir büyüğümün dediği gibi "Gelin girmedik ev olurda ölüm girmedik ev olmaz"mış. Aynen öyle oluyor. Ölüm amansız , birçoklarına görede aniden kapıyı çalıyor. Her bir kişi gittiğinde öteki tarafa yaşlandığımı biraz daha fazlası ile hissediyorum.Eee ölüm bu.Uyudun uyanamadın olacak.Bir namazlık saltanatın olacak taht misali musalla taşında. Şairin deyişi ile de ölüm bu şekilde. Ecevite Allah rahmet eylesin ve Allah taksiratını affeylesin diyelim.İyi yada kötü hesaplarını vereceği yere gitti. Hepimizde bir gün sıramız gelince gideceğiz. Rahmetliye dair çok fazla hatıram yoktur. Ama büyüklerimin onu iyi ve kötü olarak hatırlayacakları birçokşey vardır geçmişte. Annemin tüp kuyruklarında , yağ kuyruklarında beklemeleri gibi... Yada 1974 Kıbrıs harekatı gibi. Neyse ; aldığım terbiyeye göre iyide olsa kötüde olsa ölenin arkasında konuşmak pek hoş değildir. Bize düşen şey iyi hatırlamak olsa gerektir. Saygıyla...