20 Eylül 2006 Çarşamba

GİDERSEN YIKILIR BU KENT

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde...
....................................
....................................


Ahmet Telli'den bir güzel şiirdi.Duygunun derinliklerinde bir güzel şiir. Yaşamışlık kokan buram buram; bir şiir. İnsan hissederek okursa daha bir can acıtır ya öyledir işte birazda durumlar. Biraz daha can yakar. Acımasız akşamlarda hüzünler çöreklenmişken başıma , birde şiirlerle hüzünler kapıma dayanırsa alacaklı gibi derdin içinde ezilen kendimden başka ne verebilirimki onlara? Verecek bir canım vardır , birde başıboş hüzünlerim... Geride kalan minik mutluluklarım bana kalsın , dokunmayın onlara. Hüznün soğuğunda onlara bakıp bakıp ısıtırım içimi . Canım yanar, acısa da ağlamam artık. Ağlamak canımı yaktığından değildir nedeni. Ağlamak acizleştirdiğinden de değildir. Ağlamak; acımasına neden olur dışarıdan beni görenlerin. Oysaki ben bu acizlikle acınmaya bile layık değilim, olmamalıyım. Hüzünlerimle bitkin sevişmelerim sürerken başımı kaldırıp etrafıma baktığımda nedense gözüme hep mutlu insanlar ilişir. Mutsuz olma olgusu bana özgün bir durummudur diye düşünürken birde ne göreyim. Ben gibi mutsuz bir çok insan vardır. Ama sanmam ki ben kadar acizi varolsun!
Bu yukarıdaki güzel şiire Yunanlı Ünlü besteci Vassilis Saleasın meşhur "Weeping Eyes" parçasını katın edin dostlar. Emin olunki katıksız gitmek bu kadar hüzün. Derdin yanına Yeni Rakının güzel gitmesi gibi bu gibi şiirlere de böyle eserler güzel gider. Madem kendi hüznümüzde boğulmak vardır kaderde. O zaman bırakın hüzünlerimizi iyice derinleştirelim. Boğulacaksan büyük denizde boğulmak tabiri gibi yani. Belki sonunda kahramanlık yoktur ama bir siz bilirsiniz bir de Allah ; neler çektiğinizi....


WEEPING EYES