15 Ağustos 2006 Salı

ESİNTİLER...

Hayat ne gariptir değilmi diyerek klasik bir giriş yapayım. Garip garip olmasına hayat. Hemde oldukça.... Uzun zamandır hayatın sadece akışını izliyorum. (çok fazla dahil olmadan) Çok garip ve bir o kadar da hızlıca akıp gidiyor.Yaşananlardan geriye kalanlar bir an gibi. Belki bir resim , belki bir ses kalıyor geride. Dünya zulümlerle , zalimlerle çevrili. Bir yanda bakıyorum gündem konusu Filistin, Lübnan. Öte yandan PKK vb mevzular. Anlayamıyorum hayatı bu şekilde bakınca. Gerçi hangi yönden bakarsam bakayım anladığım zamanlar oldukça azdır. İnsanın insana olan zulmünü anlamak oldukça zor geliyor neden derseniz eğer. Mevlananın kardeşlik , bir olma felsefesine bakıyorum öte yandan. Güzellikler dile kolay geliyor. Bir kısım insan güzellikler için çırpınıyor. Ancak bu bir kısımdan daha büyük bir kısmı ise çirkinliklere yol veriyor. Özetle iyi- kötü nün savaşı sürer gider bu hayat , kainat boyunca. Şeytanın varoluşundan beridir varolmuş ve şeytanın azap çekeceği güne kadar varolacak olan bir savaştır bu gördüğüm, bu gördüğümüz. Kutuplar kainatın varlığından beri varolagelmiştir. İyi-kötü, güzel-çirkin, tatlı- acı, hayat - ölüm gibi sayabileceğimiz , aklımıza gelen bir sürü kutup. Özet geçmek gerekirse Allah bir sınav düzenini varetmiş. Bize düşen safımızı belli etmek, savaşacağımız yeri bulmak. Hz. İbrahim için ateş yakıldığında karıncanın ateşi söndürmek için su taşıma hikayesine benzetebilirizi bu noktada durumu. "Belki bu su , o ateşi söndürmeyecek ama maksat SAFIMIZ belli olsun!!!"